On our website we are using cookies. By using our website, you agree to the use of cookies. More infoClose
 

Gastronomi

Lesvos kültürünün bir bölümü de mutfağından oluşur. Damak tadları karşı sahillerinkilerle neredeyse aynıdır.
Yerlilerin rakı dediği, ada ve ada toplumuyla özdeşleşmiş bir ürün olan uzo ile başlayalım.

Damıtma ürünü olan içkiler ilk olarak Bizans’ta ve aynı zamanda Arap dünyasında ortaya çıkmıştır, ancak teknik bilginin oluşması İzmir ve İskenderiye’de meydana gelmiştir. O bölgelerdeki Lesvoslular memleketlerine dönünce, günümüze kadar bir aile sırrı olarak tuttukları gizli tariflerini beraberlerinde getirmişlerdir. Adada birçok ailenin kendi uzosunu ürettiği bir gerçektir; her bir markanın tamamen farklı özellikleri vardır, bu durum da kullandıkları değişik aromalı bitki karışımından kaynaklanmaktadır.

%100 damıtma ürünü olan uzoyu tercih edin (şişede yazması gerekir); biraz “ağır” olabilir ancak sizi baş ağrısı ile mide bozukluklarından kurtaracaktır. Ayrıca uçucu yağları dondurarak uzonun tadını bozan, mide yanması ve baş ağrısına yol açan buzdan kaçının.

Uzoyu içip tadını çıkarman için ağır bir tempo, deniz kokusu ve her şeyden önce iyi arkadaşlar gerekir. Lesvos’un size sundukları da tam olarak bunlardır! Sade veya kuruyemiş ile içilmez, ne de tek başına sarhoş olmaya uygundur. Neşe, eğlence, dans gerekir. Yavaş yavaş içmen, damağını yakarken tadına varman, bitkilerin kokularını hissetmen ve küçük bir tabakta merakla yapılmış mezelerle zenginleştirmen gerekir. Mezeler yavaş yavaş gelir, kahvecinin keyfine bağlı olarak her defasında farklıdırlar, tadı uyandırmalı ve uzoya yakışmalıdır. Kahvehanelerde yapılan ve küçük tabaklarda meze olarak getirilen tencere etleri hariç, Lesvos’ta etle uzo bir arada sunulmaz. En basit durumda domates, zeytin ve meşhur yağlı peynirden tutun da tuzlu, “ince” balıklara, acılı mezelere, deniz mahsulleri ve özellikle Kalloni sardalyesi ve bütün yerli mezelere, örneğin sugania, gözlemeler, kızartma veya pirinçle doldurulmuş kabak çiçekleri, naneli köfteler, taze ve kuru bakla, güveç subyeye kadar, liste sonsuzdur. Lesvos’ta uzo genelde yemekten önce mezelerle birlikte, iştah açıcı olarak içilir, ana yemek değildir; gerçi bazı kahvehanelerde sunacakları meze çeşidi ana yemeğin gayet güzel yerini tutabilir.

Lesvos mutfağı Türkiye sahillerindeki yemeklerin lezzet ve hayalgücüne, Anadolu bitki ve baharatlarının aromasına sahiptir, aynı zamanda ise mide için çok ağır olmamaktadır.
Tatlı olarak “gemata” (dolu) denemelisiniz; bu gülsuyu ile  yapılan bir bademli türüdür. Ayrıca nişan için yapılan baklava ve elde bükmeli yapılan yufkaya ceviz doldurup üstüne tarçın ve karanfil şurubu dökülen ve zor bulunan platsentayı denemelisiniz.

Lesvos mutfağının çok önemli bir unsuru, adanın yamaçlarını Gateluzlar döneminden beri kaplayan 11.000.000 adet zeytin ağacından elde edilen zeytinyağıdır. Rengi şeffaf ve altın tonundadır, şeffaftır ve damağa ağır gelmeyen meyveli bir tadı vardır. Salatalara ve bütün zeytinyağlılara şahane bir lezzet katar, ızgara balıkta ise olağanüstüdür. Hatta son dönemlerde adada, son teknolojiye göre kurulan modern zeytin sıkma fabrikalarının kurulumu ile organik zeytin yetiştirme de yayılmıştır. Bu durum gerek kooperatiflere, gerekse küçük bağımsız üreticilere yağın kalitesini ciddi anlamda geliştirme fırsatı vermiştir, ayrıca birçok Avrupa ödülü de kazanma fırsatı vermiştir.

Yağ ve uzonun dışında, Lesvos sadece keçi ve koyun sütünden üretilen peynir ürünleriyle de meşhurdur. Bunların en ünlüsü yağlı peynirdir; yağda muhafaza edilen bu yağ artık piyasada üzerine parafin sürülmüş şekilde satılmaktadır. Ayrıca kaşar il graviyer peynirleri, genelde yumuşak olan feta (beyaz peynir), mitzithra ve anthotiro (lor peyniri türü) Midilli balı ile mükemmel bir lezzet kazanır. Küçük köylerin kahvehanelerinde ailelerin yaptığı ev peynirlerini ve orijinal yağlı peyniri deneyin. Özel bir deneyimdir.

Kaçırmamanız gereken diğer deneyim ünlü Kalloni sardalyesidir; bu sardalyenin ünü bütün Yunanistan’a ve ülke dışına kadar yayılmıştır. Ancak bu balığı layıkıyla yiyebilmeniz için birkaç küçük sır bilmeniz gerekir. Mevsimi yazdır, denizden çıkarır çıkarmaz en küçük sardalyeleri seçip bir kapta kalın tuzla bastırırlar. Sözkonusu sardalyeler ince ve tatlı olduğundan, beş saat sonra kabuklarını soyup enfes bir meze olarak yiyebilirsiniz.